Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

25 Oca 2014

Can Bedenden Çıkmayınca....

    Bir Kadıköy gecesi. O gece ertesi günlerin hüznü yok üzerimde, başka bir gece. Oysa gün içinde yıllar sonra ilk kez adını dudaklarıma yerleştirmiştim. O gün ilk durağımız Beyoğlu'ydu çünkü. Bir sokak var, yıllarca adımımı atmam ben o sokağa. Hani belki çok sarhoş olurum, belki çok özlerim anca öyle. Ama ben sarhoş olacak kadar çok içmem, özlesem de, özlemimden ölsem de gitmem. Biz kadınlar böyleyiz işte. Baktık bir cuma günü sakinliği var, yürüyoruz Tünel'e doğru. O sokağın önüne geldiğimde yavaşladığımı hissettim, hızım aynıydı ama ruhsal bir yavaşlamaydı bu. Baktım ki, yıllar önce yine o sokağın köşe başında unutmuşum kendimi, yakmış sigaramı ciğerlerime çekiyorum, geçsin diye. Göz kırptım kendime, geçtim öylece.
   Vapura yetişmek için harıl harıl koştuk sonra. Vapur çaysız olur mu? Hiç çay sevmeyen ben içtim en demlisinden. Neyse indik rıhtıma, yürüyoruz. Birden içimde, yüreğimde, kalbimde bir sıkışıklık, sıkışa kalmışlık hissettim. Bazen olur öyle! Her neyse, yürüye yürüye mekanın kapısına geldik. Müzikler enfes, birazdan da bizim çocukların konseri var. Hoplayıp, zıplayacağız. Derken yanımdaki arkadaşım; 'Ya haydi, şu bilmem ne mekanına gidelim, bizim çocukların konser saatine daha var'' diye sızlanmaya başladı. Kafaya koymuşuz ya o gece canımız ne isterse onu yapacağız. Bu arada içimde, yüreğimde, kalbimde olan o sıkışıklık hissi hâlâ geçmemişti. Fırtına öncesi sessizlik gibi. Bilirsin ya o sessizlikten sonra bir fırtına kopacak. Hah bu da tam öyle, var bunda bir şey.. Haydii gittik oraya, gittik dediğime de bakmayın. İki kapı öteye geçtik. Eller havaya, 90'lar çalıyor. Ben tabii bir köşede öyle durmuş, seyrediyorum bizim diğer tayfayı.
    O kalabalığın içinde nasıl duydum, nasıl hissettim, nasıl çektim kendime bilmiyorum. Adımı duydum. Dönüp kafamı çevirdiğimde, başımın onun çenesine geldiğini gördüm. Bir daha tekrarladı adımı, öylesine dona kaldım ki. Kocaman bir yudum aldım önündeki su şişesinden ve kocaman yutkundum. Gözlerim olmuş fal taşı. Ne işin var burada desem olmaz, tanımadım desem hiç olmaz. Sessiz sedasız kaldım öyle. Nasılsın diye sormadı, nasıl olduğumu biliyor çünkü. Ben de sormadım. İyiyim dese bir dert demese bir dert. Ama o iyi olmadığını söyledi pat diye. Ulan zaten depresyon stayla takılıyorum, zaten yeni yeni gönlümü kaptırmışım birine platonik bile olsa. Sen ne yapıyorsun şimdi demedim, diyemedim.

    Yılların yorgunluğu var üzerimde, yalnızlığı, alışkanlığı daha bir çok şeyi de beraberinde getirme bari.. Gözlerimi kıstım, çünkü ağlarım ben. Yıllar sonra karşılaşmışız, gün içinde adını anmışım, yine yıllar sonra ayrıldığımız sokaktan geçmişim, yetmemiş Twitter'dan şarkısını paylaşmışım. (Şimdi yok, sildim.) O sırada birden göz göze gelince, aynı anıları bir zamanlar birlikte yaşadığımızı onayladık gözlerimizle..
   Sarıldık.. Ama ne sarılma. Bir kadın ağlar; sokak ortasında, köşe başlarında, metroda, orada burada.. Ama bir adam bir kadına sarıldığında ağlıyorsa, orada bitmemiş şeyler vardır.. İkimiz olduk ağlamaklı koca insanlar. Dışarı çıktık birer sigara yaktık, gözlerimizde hâlâ ıslanmışlıklar. Çünkü  yıllar sonra ilk kez birine tam yeniden yeni birine bir şeyler hissederken, eskiler takılıyor paçama.. Sigaralarımız bitti. Ben fırlattım izmaritimi, o söndürdü. Bu kadar farklıydık işte.. ''Artık çok geç'' dedim, ''çünkü;
 yıllardır senin için ağladığım omuzlarda hissettiğim yalnızlık, senin koynunda da ağlasam geçmez artık..''
   Son bir kez daha sarıldık.. Ve bu film gibi gece bitti benim için.. Tam da biterken içer de Barış abi söylemeye başladı : ''Ben nasıl unuturum seni? Can bedenden çıkmayınca?'' Birbirimize bakarak, ayrı yönlere gittik. Belki aynı hüzünle..
   Bu arada, bazen duyarsan kalabalığın arasında geçmişinden bir ses, bas üstüne geç. Hiçbir şey olmamış gibi. Unutmadan, seni seviyorum. Hayır seni değil ya! Hani şu platonik olanı. ;)


                                                 Selam olsun sana Barış abi... 
                            http://www.youtube.com/watch?v=av_UiOzUhlg
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder