Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

29 Oca 2013

Gitti adam..


    Önce bu şarkı açılır ve sonra bu veda okunur : 



   Yağmurlu bir akşamdı. Siyah renkli paltosunun ceplerinde elleri, ardına bakmadan yürüyordu karanlık bir sokakta. Her bir kaç adımda buğulanmış bir sokak lambası yol gösteriyordu ona. Anahtarlarını çıkarttı şangırtılı bir sesle ve son bir kez kapısını açtı ve baktı evine. Bir elveda bakışıydı bu; gün içerisinde herkese gösterdiği. Geceden hazırdı eşyaları. Tüm yaşanmışlıklarını ancak sığdırabilmişti iki bavula. Koltuğunun kenarına oturdu ve sıyrılmış perdeden görünen caddeye baktı sonra kolundaki saate. Birazdan çıkacaktı yola ve geri dönüşü olmayacaktı. Kalbi, en güzel anıları ve kadını burada kalacaktı. 
   Bir kaç saat önce hayatının en zor vedalarından birini yaşamıştı. En sağlam yerinden sökmüştü kalbini belkide parçalamıştı. Böyle olması ikisi içinde en iyisi olacaktı. Zaman içerisinde yıpranan ve yenilen duygularının tamiri olacaktı bu gidiş. Kendi mutluluğu bu kez öndeydi adamın. Ve kadının gözyaşlarıyla harmanlaşıyordu 'gitme' deyişi.. 'Gitme! Eğer gidersen hayat başkalaşacak, aynı kalmayacak' diyordu kadın. Sadece bir sarılma ile cevap vermişti adam. Kim bilir belki içtendi belki teselli ediciydi ama aşka dair değildi..
   Bavulunu alarak çıktı evinden, yoldan bir taksiyi durdurdu ve havaalanın yolunu tuttu. Taksiden indiğinde derin bir nefes aldı ve paltosunun şapkasını başına geçirerek bir sigara koydu dudaklarının arasına. Cebinden telefonunu çıkartarak son bir kez aramak ve duymak istedi kadının sesini.. Cesaret edemedi, bir süre ekrana bakakaldı. Güldükleri ve mutlu oldukları bir anın fotoğrafı buğulandı gözlerinde.. Uçağının anonsu ile irkildi ve gitme vaktinin artık tam içerisinde olduğunu anladı. Kaçar adımlarla uzaklaştı oradan adam ve bir bitişe şahit oldu..
   Gitti adam.. Uzaklara, yağmurlara, soğuğa, kara belkide mutluluğa.. Geriye bir kadın kaldı, pencerenin kenarında bir sandalyede, buğulu bir camın önünde, sonbaharda. Özledi kadın.. Şarkılara sarıldı.. Ve sonra anladı ki özlemek sürekli içinde kalacak olan bir bıçak gibiydi. Çıkartıp atamayacağı bir bıçak.. Çıkartsa olmuyor eti sıyrılıyor, bıraksa içi sızlıyor, yüreği kanıyor..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder