Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

9 Eki 2012

Son Sonbahar


   Gecenin bir yarısı başını klozet kapağına dayamış yalnızlığını kusuyordu Holly. Bu artık alışkanlığı olmuş, sayısını bile hatırlayamayacağı kadar gece kendini bulmuştu banyoda. Hayatı henüz genç yaşında olmasına rağmen yakalamıştı, en yanlış tarafından. Ama yinede bir noktadan yakalayabilmişti. Kalktı yüzünü boğarcasına yıkadı ve derin bir nefes alarak geçti yatağına. Kocaman odada yalnız başınaydı dün gece ki gibi; ve ondan önceki gecelerde olduğu gibi. Bir müddet tavana baktı ve aklından geçen şarkıyı mırıldanmaya başladı. Çünkü kendini şarkılarda bulmak onun en büyük eğlencelerinden biriydi ve Holly'nin o gece gülmeye hiç olmadığı kadar çok ihtiyacı vardı. Şarkısını bitirdiğinde saat sabahın üçüne yaklaşmış ve Holly'nin gözleri uykuya yenik düşmüştü.        
   Alarmın çalmasıyla sıçradı yerinden. Güneş ışınları odasına yansıyor, hafif bir rüzgar perdelerini yalıyordu. Yatağın baş ucuna oturdu, başını ellerinin arasına alarak birkaç saniye öylece bekledi. Aynada duran yansımasına bakıp bir göz kırptı ve yeni bir düne uyandı. Dolabından uzun uzun kıyafet seçmek yerine ilk eline geleni geçirdi üstüne, gözlerini tonladı ve hafif bir ruj ile tamamladı kendini. Parfümünü eline aldığı gibi bıraktı, başka bir parfüme elini uzattı. Başka bir kokuyla harmanlanmak istedi. Fotoğraf makinesini boynuna taktı, ışıklarını sırtladı, düştü stüdyosunun yollarına. Yaklaşık 6 senedir fotoğraf alanından para kazanıyordu. Onun için fotoğraf çekmek, ona hayatın verdiği en büyük hazdı. Çünkü fotoğraf çekerken kendi oluyordu.
   Dışarıda hava onun gibiydi, mevsim sonbahardı. İçini titretmeyecek kadar bir rüzgar, sararmış yapraklar ve sarı tonlarında bir gökyüzü bir gökyüzü vardı. Yürümek istedi, kulağına en sevdiği şarkıları doldurdu, bilindik bir hüzünle ellerini ceplerine sokarak adımlandı. Stüdyoya vardığında Josh stüdyoyu çoktan açmış hatta bir kaç müşteri bile ağırlamıştı. Josh, Holly'nin hem en iyi arkadaşı hemde asistanıydı.
   -Merhaba Josh. İşler yolunda mı? Beklediğimiz çekimler ne oldu, haber var mı?
   -Birkaç müşteri dışında uğrayan yada arayan olmadı. Ah! Fakat şurada duran çiçekler sana geldi az önce, üzerinde ise yalnızca Holly yazan bir not vardı.
   Holly'nin beklemediği bir anda, ansızın onu şaşırtan sürprizlerle karşılaşmayışı uzun zaman olmuştu. Gözlerinin ucuyla çiçeklere baktı ve bir sandalye çekerek stüdyosunun önüne oturdu, dudaklarının arasına bir sigara yerleştirdi, derin derin ciğerlerine çekti.
   -İtalyanca derslerin nasıl gidiyor Holly? Kararlı mısın hâlâ gitmeye?
   -Karalıyım Josh, sanırım üç ay içerisinde gideceğim ve orada harika fotoğraflar çekip, leziz yemekler tadacağım. Dar sokakların birinde yaşayıp, her akşam kadehimi kaldıracağım Roma'ya.
   -Şu çiçekler... Kimden geldi sana? Gizli bir hayran mı dersin? Hani filmlerde olduğu gibi.

--------Devamı kitapta--------- | Son Sonbahar | Okyanus Topaloğlu