Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

15 Nis 2012

Yaşıyormuş gibi..

   Yağmurlu bir Nisan ayının cumartesi gecesinde kulağında sesini duyduğu adamın notalarına dalmış, camdan dışarıyı seyrediyordu Holly. Gözlerinden süzülen damlalar eşlik ediyordu şarkıya, yağmura. Göğüs kafesinde hissediyordu yine o boşluğu, yokluğu. Aradan aylar geçmiş, umudunu kaybetmişken, hisleri biterken yine çıkmıştı o adam karşısına. Ölmüştü bir hafta önce o adama sarıldığında. Nefes alan ama kalbi o adama sarıldığı yerde atan yitik bir kadındı o gece.
   Yazıyordu onu cümlelerinde bitirmek için. Bitmiyordu.. Nasıl olur da bir adam bu kadar çok cümleye, kelimeye özne olabiliyordu.  Terini bulaştırmıştı çünkü yazdıklarına, bu yüzden her noktadan sonra yeni cümleler kuruyordu. Bir eli telefona giderken, diğer eli telefona giden elini tutuyordu. Numarasının üstünde durup arayamamak zordu. Gitti yakına, geçmişe, 1 hafta kadar öncesine. O adama 'ben geldim' dediği dakikaya, sarıldığı saniyelere..
   Sonra düşündü uzun uzun, bir yudum aldı elinde tuttuğu ama yudumlamayı unuttuğu içkisinden. Mırıldandı onun şarkılarını. Kalktı ve yüzleşemediği fotoğrafları çıkarttı tozlu raflardan. Baktığı anda şimşeklendi gözleri, göğsüne bastırdı bir kareye sıkıştığı mutluluklarını. Attı kendini sokaklara, caddelere. Yaşlanmış elleri bir sigara yaktı. Rüzgar saçlarını yaladı. Ardından oturdu bir kaldırıma, gelenden geçenden ona dair izler aradı. 
Hiçbir yere ait olmadığını anladı, anlamsız bakışlarla süzdü etrafını, soluğu kesilir gibi oldu, korktu kendinden, yapabileceklerinden! Yürüdü, ıslandı. Aldırmadı ıslanan vücuduna. Ve sonra anladı ki, özlemek; acıkmak gibi değil, içinde sürekli kalan, kalacak olan bir bıçak gibi! Çıkartıp atamayacağı.. Çıkartsa olmuyor, eti sıyrılıyor.. Bıraksa içi sızlıyor, yüreği kanıyor..!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder