Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

11 Kas 2011

Kasımda Ölüm Acıdır

   Kasım 2010. Sosyal medyada bir motor kazası haberi. Onur diyorlar öldü. Oyuncu Onur Bayraktar hayatını kaybetti. Feryatlar figanlar susmuyor içimde. Acı susturulmuyor. Arkadaşım, dostum Onur öldü diyorlar. Yakıştıramıyorum. Zorda olsa bir şekilde acılarla yaşamayı öğreniyorum. Tam alıştım derken...
   Kasım 2011. Van'da 5.4'lük deprem sonucunda, enkaz altında DHA muhabiri Cem'in cansız bedenine ulaşıldığı söyleniyor televizyonlarda, sosyal medyalarda. Bir kez daha tanıdık olan o acı. Cem gitti. Hemde elvedayı bile dudaklarımızdan duymadan. Son kez içimdeki fotoğrafçılığı, muhabirliği yaşatma adına söz veremeden gitti. Yılda çok kez eylemlerde fotoğraf çekerken, benden şakalarını ayırmayan Cem artık yaşamıyor diyorlar. Anılarla ne kadar yaşatabilirim, ne kadar yaşayabilirim. Konuşmayı bekleyen, henüz çok değil 1 ay öncesine kadar kahvelerimizi yudumlarken, fotoğraf diye diye başının etini yediğim dostum bundan böyle cennette artık. Hayat hep bir şeyleri alma peşinde. İyileri, dürüstleri, dostlarımı.. 
   Gencecik bedeninde yaşama dair bir belirti yoktu artık. Peki ne için gitmişti Cem? Bu sorunun cevabı çok tanıdık değil mi? İnsanlığa felaketlerden haber vermek uğrana. İnsanlığa, insanlığı öğretmek ve objektifinden göstermek adına. Ama ben bilirim ki; Karnımızı doyurma uğruna, objektifimizi istemediğimiz şeylere yöneltiyoruz hep.
   Cennetin güzel yüzlerinden biri ol arkadaşım. Ve bizi bekle. Sana elveda diyemedim ama bir gün mutlaka bir merhaba ile geleceğim yanına..