Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

16 Eyl 2011

Böl, bir daha tam ortasından. Kalbimi!

Böl bir daha tam ortasından kalbimi.  Ve git. Ne de olsa alışkınsın beni eksik bırakmaya. Acının esiridir ruhum, tutsaktır. Müsaittir her sevdanın içinde kendini bir iple, bir kutu ilaçla yok etmeye çabalamaya.  Peşinden bakmanın yarattığı his tanıdıktır. Sonra ağlamak, bira şişelerinin içinde bir insan yaratmak. Bunlar hep aynıdır ki, aynı acıyı verir vücuduma. Bak elimde bir kibrit kutusu. Çöplerinden benzetme yapıyorum.  Her biri bir insan, bir kalp oluyor. Bir tanesini alıyorum yakıyorum, diğerlerinin üzerine bırakıyorum. Hepsi yanıyor, kül oluyor. İncelenmesi gerekir bu durumun ve tedavi edilmesi. Bilmezsin. Alkol olur ilacın. Dozunu tutturamazsan soluğu hastanede alırsın.  Başından sonuna dipsizliktir gidip de geri dönmeyenler. Ölüm denilmiştir çoğu kez, çok kişi tarafından aynı duruma. Kötü, hatta biraz daha ötesinde berbat… Aciz bırakır insanı. Yaşlılık dem vurur zannedersin daha çok genç olan bedenine.  Kaygısız kalamazsın da, sorumsuzluk olur her şeyinin içinde.  Çok soru sorarsın, cevapsız kalırsın.  Türkçe veya başka lisanda tanımlanmamıştır bu acı.  Merkezi aşk yerleştirmesi, peşinden gelen acil servis travmaları. Serumlu, serumsuz, bazen sohbetli tedaviler alt etmez ya bu hastalığı. Tek çaresi fotoğraflardır yine. Bunu bilirsin.  Ölüm gibidir ayrılık.  Ölüm gibi. O yüzden bekleme gidenleri, ölüler dirilmez. 

4 Eyl 2011

Bu da Böyle Yarım Kalsın


   O benim objektifime gülümsemişti ve ben en güzel fotoğrafımı çekmiştim. Zaten o zamandan sonra fotoğraf çekmiyorum. Yapamadım. Sanki o düğmeye basınca bütün dünya ve hayat duracakmış gibi geldi. Her şey donacakmış gibi! Oysa ben zamanı durdurmak veya dondurmak değil, zamanı yaşatmak istiyordum fotoğraflarda.. İstemedim hayal ettiklerimin gerçek olmadığını görmeyi. Çünkü ondan sonra yaşadıklarımın kqydedilmesi ya da hatırlanması fikri beni iğrendiriyordu..
   Artık kendime inanıyor olmuştum. İçimde ağlayan, gülen kadınlara. Eskisi kadar da iyi fotoğraf çekemiyordum. Anlatmak istediklerimi tek bir düşünceye paylaştırıp insanların kafasını karıştırıyordum. Hayatının tümü fotoğraf olmuş bir insanın bu sözleri söylemesi kadar boş cümleler yoktur belki şu . Şimdiye kadar hiç karşılaşmadığım bir durumla karşı karşıyayım.dakikalarda. Aslında açıklaması basit gibi geliyor 'Aşığım ve fotoğraf çekmeyi unutuyorum'. 
   Aylardır aynı adamı satırlarda yaşatıyor olmanın ağırlı beliriyor iyiden iyiye. Bilse diyorum bu denli yazdığımı, bilse bu denli ona yazdığımı. Ama olmuyor. Ne biliyor nede okuyor. Hem artık fotoğraflarda yok oldu. Artık fotoğraflarım arasında adı geçmiyor. Ve sen göğüs kafesimi patlatacak olan adam, şimdilerde göğüs kafesimi parçalıyorsun. Canım acıyor, hissetmiyor olması garip..




                                                                                             Okyanus Topaloğlu - Fotoğraf  Hikayeleri