Hakkımda

Fotoğrafım
Fotoğraf çekmek dışında bir şey yapmaz ki ne zaman fotoğrafın dışındaki dünyaya burnunu soksa bir kaç kesikle çıkar.

3 Ağu 2011

Bittiğimizden haberi bile yok fotoğrafların..

   Hani çok ağladığınızda uykunuz gelir ve uyursunuz, uyandığınızda ise her şey geçecek gibi gelir ya. İşte tamda öyleyim.. Aslında öyle olmasam yazamazdım. Aşk filmleri izliyorum ardı ardına, sonrasında fotoğraflar çıkıyor tozlu raflardan ve en son bir şarkı çalıyor kulağımda. Birde bakmışım göz yaşları sel olup akmış yanaklarımdan. Bundan 3 gün öncesine kadar dünyanın en mutlu insanı iken bu gece böyle yalnız başıma, yine yalnızlığıma yazıyorum.  Daha 3 gün öncesine kadar yaşadığımı hissederken, bugün ölümü hissediyorum. Tabii bu bahsettiğim ölüm bedensel ölüm değil ama daha ağırı; ruhsal ölüm!
   İnsanın kendi hissettiklerinden utanması büyük bir trajedi.  Canım yanıyor, kalbim yanıyor. Hemde alev alev.  Canım yanmasa yazamam o yüzden yakmalı canımı hemde eskilerinden daha fazla.. Uyuşuyor bir süre bedenim ve elimde bir bavul ile yolda buluyorum kendimi. Ankara'ya gidiyorum. Gitmek mi, kaçmak mı karar veremiyorum. Her neyse bu, adını bilmiyorum. Hem o da çok severdi Ankarayı. Bir ortak yanımızda buydu, diğerleri gibi.  Bu satırları Ankara'da bir otel odasında yazıyorum. Tarih 2 ağustos ve Ankara'da bugünden beri bir sağanak yağmur var. Sanki eşlik ediyor göz yaşlarıma. Yağmur yağınca güzelleşiyor bu şehir. 
   Bir fon müziği duyuyorum, böyle yumuşak. Ne zaman başlaması gerektiğini bilen, usul usul çalan. İşte yağmur şimdi öyle yağıyor. Esmeden, gürlemeden, bir annenin çocuğunu okşaması gibi.. Karşımda, makineme güldüğümüz fotoğraflarmız, nasılda kayıtsız gülmüşüz oysa. Bittiğimizden haberi bile yok fotoğrafların..                  


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder